Seyit Onbaşı Sırtında Mermi

Antepli Kebapçının Mesajı

Zengin yemek kültürümüzü, alnımız dik olarak gelecek nesillere öğretemezsek suç bizde olmaz da kimde olur?

Kebapçı Dükkanına astığı broşür bu aralar internette bir çok sitede özellikle naillerde dolaşıyor. Normalde alıntı yapmayı pek sevmem ancak busefer farklı, kendi yemek kültürümüzden dış mihraklarca uzaklaştırılıp yabancı özentiliğimizi bu Kebapçı kardeşimiz çok güzel özetlemiş.

Tabi Metinde biraz abartmalar var her önümüze geleni sınırını bilmeden yiyeceğiz diye bir kaide yok. Mazallah Sonunda Patates çuvalı gibi vucuda sahip olmak yada kolestorolü tavan yapmış erken yaşta yaşlanmış sağlıksız bedene sahip olma gibi sorunlarda var. Vel Hasıl zamanında yiğit diye bahsettiğimiz Türk delikanlıları şimdi ki gibi ver yiyim ört yatayım değillermiş. Nerede iş orada aş hesabı koşuştururlar, kedilerini günümüz yumuşak erkekleri gibi salmazlar , sabahtan akşama kadar bilgisayar başında pinekleme imkanları yok dolayısıyla zamanlarını enerjilerini harcayarak geçireceklerdir.

Kebapçının bahsettiği üzere acayip mahlukatları milletimize yemek diye önlerine sunmamak gerek milletimizi de bunlara alıştırmamak gerek. Burada bahsedilen, koca dünyada bolluğun içinde yemek bulama sen kalk gel fazladan para ödeyerek abuk sabuk  mahlukatlara para ver de ye.. Yahu benim acayipleşme yolunda son sürat giden milletim bizim mis gibi kuru fasülyemiz, pilavımız, ayşe kadınımız dururken sen ne diye acayip bize aykırı olan mahlukatlara para veripte yersin onları…

Sonuç olarak yiyin kardeşim yiyin de bir yandanda dengeli yiyip yediklerinizi vucudunuzda depolamayın harcayın… Daha Söylenecek çok söz varda fazla uzatılmasının manası yok. Can boğazdan gelir, Ancak unutmamak gerek o boğaz canıda alabilir…

Antepli Kebapçının Dükkanına Astığı İlginç Buroşürdeki Metin

Ey asil ve necip TÜRK milleti !!

Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir.
Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve Türkleri Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

İcabi halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabi reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.
Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şise soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.
Sakın bu oyuna düşmeyin.
Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo-kıro gibi sıfatlar takmayı öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur.
Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile acaip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pişmiş yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır.
Sakın kanmayın, sakın yemeyin. Helal değildir!
SİZ KEBAP, CİĞER KAVURMA, NOHUTLU DÜRÜM, BEYRAN VE MİS GİBİ FISTIKLI BAKLAVA YEYİN.

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz!

“ANTEPLİ BİR KEBAPÇININ reklam broşüründen”

Türk Akıncılar

Battal Gazi

Battal GaziBattal Gazi, Arap ve Türk edebiyatında yer alır. Battal Gazi’nin Arap ve Türk kaynaklarında söylencesel (menkıbevi) bir kişiliği vardır. Battal Gazi’ye ilişkin bilgilerde çoğu kez gerçekle hayal karışmıştır. Taberi, İbnü’l Arabi ve Karamani gibi yazarlarda bu özellik görülür. Osmanlı tarihlerinde de Battal Gazi’nin tarihsel kişiliğinden çok, söylencesel kişiliği yer alır. Müneccimbaşı, Gelibolulu Ali, Katip Çelebi ve Evliya Çelebi’lerin anlatımlarında söylencesel özellik ön plandadır. Bu nedenle Battal Gazi’ye ilişkin tarihsel olaylar efsaneleşmiş ve hakiki olaylardan sapmıştır. Continue reading Battal Gazi

eşcinsellik felsefesi

Eşcinsellik Felsefesi

eşcinsellik felsefesi

Başta şunu belirtelim, Antik Yunanlılarda eşcinsellik Eros kavramı çerçevesinde felsefi boyutlarda tartışılmıştır.
Her tür ilişkisinde ölçülü olmak ve cinsel gücü elinde bulundurmak, bir erkeğin erdemi ve egemenliği olarak görüldü ve felsefi boyutta uzun uzun tartışıldı. Yunanlılarda eşcinsellik, toplumsal bir tavır olmasına ve belli toplum kuralları içerisinde yaşanmasına rağmen, bu tür bir cinsel tercihin, kişinin karakteriyle ilgili olduğu da kabul edilirdi. Erkekler daha keyif aldıkları hazza göre rahatça davranabilirlerdi. Yapamayacakları şey ise bu konudaki kabullenilmiş toplumsal kuralları hiçe sayan kaba saba tavırlar sergilemekti. Continue reading Eşcinsellik Felsefesi

glenn cunningham'ın azminin hikayesiglenn cunningham'ın azminin hikayesi

Sabır inanç güç azim ve iradenin hikayesi

glenn cunningham'ın azminin hikayesiglenn cunningham'ın azminin hikayesi

Soguk bir kış günü sabahın erken saatleriydi, iki kardeş evvelsi günde kalma sobadaki külü boşaltıp, odunla doldurdular. O gün okuldaki sobayı yakma sırası onlarındı.
Kardeşlerden bir bidondaki gaz yağını odunların üstüne döküp ateşe verdi. Kibriti yakmasıyla öyle bir patlama oldu ki, şiddeti etraftaki eski ahşap evleri salladı. Patlamada büyük kardeş öldü, diğerininse bacakları feci şekilde yandı. Daha sonraları patlamanın nedeninin, şişeye yanlışlıkla doldurulan benzin olduğu ortaya çıktı. Continue reading Sabır inanç güç azim ve iradenin hikayesi

Ermenileri Soykırım Yalanı

Ermenileri Soykırım Yalanı

“Ermenilere söyledim; gelin Türkler soykırımı size nerede yaptıysa toplu mezarlarınızı kazalım, çıkan kemikleri uluslar arası laboratuvarda inceletirim. Ama 2003 yılından beri hiç toplu mezar göstermediler.

Buna rağmen İsveç Parlamentosu’nda Mardin’de bir toplu mezar olduğunu iddia ettiler. Üsteledim ve İsveç’ten Ermeni asıllı bir parlamenter geldi ve yanında da Süryani bir şahıs vardı.

Gittik..

“Mardin’de iddia edilen yerde bir delik var, ama bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor. Adama gir delikten içeri dedim, ‘girmem üstüm pislenir’ dedi. Sana elbise alırım gir dedim. Bu sefer ‘savcı izni lazım’ dedi. Allah’tan hem savcı, hem kaymakam vardı yanımızda. Savcı bey izin verdi ve girdik beraber.

İçerideki kemiklerden numune al dedim ‘almam’ dedi, işi yokuşa sürdü. Ben numuneleri aldım ve uluslar arası laboratuvarda incelettim. Kemikler 2200 yıllık çıktı. Biz Ermenileri 2200 yıl önce mi katlettik? İyi de biz o zaman Anadolu’da değildik ki !.. Roma’dan kalma toplu mezarlardı onlar.

Türkler tarihin hiçbir döneminde toplu katliam yapmamıştır. “

Yusuf HALAÇOĞLU

(17 Şubat 2013 Kars’ta düzenlenen “Hocalı Katliamı” Panelinde…)

Panama Kanalı

42 bin Kişinin Çalışmasının Ürünü Panama Kanalının Yapılış Hikayesi

Teknoloji insan hayatına büyük kolaylıklar sağladı. Ulaşımda da gerçekleşen teknolojik gelişmeler insan oğluna dünyayı küçülttü artık dünyada yetmez oldu uzaya doğru yolcululara başladı. Teknolojinin nimetini geçtiğimiz yüzyıllarda da kullanan insan oğlu zamanının en gelişmiş taşımacılık hizmeti olan gemilerden çok yararlandı.
Gemi ulaşımı için yeni sistemler, haritalar, boğazlar, kanallar, gibi bir çok yenilik yapıldı. Bu yenilikelerden biri olan, Amerika Kıtasının tam ortasında bulunan haritadan bakınca incecik bir yer gibi gözüken ancak çok büyük bir çapta olan o kıstağı birbirinden ayırıp orayı Panama Kanalı haline getirmek o kadar kolay olmadı. Continue reading 42 bin Kişinin Çalışmasının Ürünü Panama Kanalının Yapılış Hikayesi